THE BEST HOTELS IN THE WORLD
• 25/3/2007 - İlk yardım
İlk yardım ILK YARDIM NEDIR? Herhangi bir kaza yada yasami tehlikeye düsüren durumda,saglik görevlilerinin yardimi saglanincaya kadar,hayatin kurtarilmasi ya da durumun daha kötüye gitmesini önlemek amaciyla,ilaçsiz olarak yapilan uygulamalara ilkyardim denir.
ILK YARDIM UYGULAMASINDA KESINLIKLE ILAÇ KULLANILMAZ.
ILK YARDIMDA AMAÇ NEDIR? 1.Yasami koruma ve sürdürülmesini saglama 2.Durumun kötülesmesini engelleme 3.Iyilesmesini kolaylastirma
ILKYARDIMCININ ÖZELLIKLERI VE SORUMLULUKLARI NEDIR? 1.Sakin ve telassiz olmali. 2.Hastayi sakinlestirmeli. 3.Çevreyi degerlendirip süren bir tehlike olup olmadigini belirlemeli. 4.Kendi can güvenligini tehlikeye atmamali. 5.Çevredeki kisileri,saglik kuruluslari,itfaiye ve güvenlige haber vermeleri için organize etmeli. 6.Hastanin durumunu degerlendirerek uygun ilk yardima baslamali. 7.Hastanin saglik kurulusuna bir an önce ulasmasini saglamali.
ILK YARDIMIN ILK AMACI NEDIR? A.Solunum yolunun açilmasi. B.Solunumun düzeltilmesi. C.Dolasimin etkinligini saglama. SOLUNUM YOLU NASIL AÇILIR? 1.Agizda yabanci cisim, ,kirik takma dis ve solunumu engelleyecek bir sey varsa varsa çikarilir. 2.Bilinci kapali kisilerde dil arkaya düsüp havayolunu tikayabilir.Bu durumda bas geriye itilip çene yukari kaldirilarak nefes yolu açilir. SOLUNUM YOLU NASIL DÜZELTILIR? (SUNI SOLUNUM) Solunumu duran kisiye derhal suni solunum uygulanmalidir.
1.Hasta sert bir zemine yatirilir. 2.Agiz içi temizlenerek varsa yabanci cisimler çikarilir.
3.Çenesi yukari kaldirilarak bas hafifçe arkaya itilir.
4.Agizdan agza solunum yapilacaksa burun kapatilir.Burundan solunum yapilacaksa agiz kapatilir. 5.Derin bir nefes alinip,solunum yaptirilacak kisinin agzina (yada burnuna) agiz yerlestirilir. 6.Hastanin gögsünün kabarmasina yetecek miktarsa nefes verilir. DOLASIMIN ETKINLIGI NASIL SAGLANIR?(KALP MASAJI)
1.Kalp durmussa hemen kalp masajina baslanir. 2.Hasta sert bir zemine yatirilir ve bir yanina diz üstü oturulur. YARA IÇINDEKI YABANCI CISIM,KEMIK,PARÇASI VS. ÇIKARILMAMALIDIR. 3.Gögüs kemiginin (iman tahtasi) üçte bir alt ucuna bir elin ayasi sikica yerlestirilir,diger elin ayasi bunun üstüne konur.Parmaklar hastaya temas etmemelidir. 4. Kollar dik tutularak (Bilek ve dirsekler bükülmeden)sabit ve ritmik bir sekilde gögse 4-5 cm bastirilir. 5. Arada nabiz kontrol edilerek dakikada 60 kez olmak üzere dolasim baslayincaya kadar devam edilir.
BAYILMALARDA UYGULANACAK ILKYARDIM KURALLARI
1.Elbiseleri boyundan, gögüsten ve karindan gevsetilir. 2.Hastanin beynine kan gitmesini saglamak için düz bir yerde sirtüstü yatirilarak,ayaklari yukari kaldirilir ve sonrada sok pozisyonunda bekletilir. Kesinlikle basinin altina yastik konmaz. 3.Hastaya uyarici kokular koklatilir. 4.Hastanin zorlanmaksizin kendine gelmesi beklenir. 5.Kendine geldiginde su, çay gibi içecekler azar azar verilmelidir.
GÖGÜS YARALANMALARINDA ILKYARDIM
1.Yarali,yari oturur duruma getirilir. 2.Havanin akcigerlere dolmasina engel olmak için açik olan yara yerine temiz bir bez kapatip basinç yapmadan sarilir. 3.Kazazedenin isi kaybi önlenir.
KARIN YARALANMALARINDA ILKYARDIM
1.Hastaya agizdan yiyecek içecek verilmez. 2.Yarali basi hafif yüksek, dizlerinin altina rulo edilmis bir battaniye konularak sirt üstü yatirilir. 3.Herhangi bir organ disari çikmis ise asla el sürülmez.Genis bir gaz bezi varsa serum fizyolojik ile islatilarak basinç yapmadan organlarin üzerine örtülür. 4.Yarali zaman geçirmeden sevk edilir. EGZOZ ZEHIRLENMELERINDE ILKYARDIM
1.Hasta derhal temiz havaya çikarilir. 2.Bilinci tam kapali olmayanlar temiz havada derin solunum yaptirilir. 3.Bilinci kapali veya solunum yapmakta güçlük çeken hastalara suni solunum tatbik edilir. 4.Beden isisinin düsmesini engellemek için üstü örtülür. 5.Hasta en seri sekilde saglik merkezine gönderilir. SINDIRIM YOLU ZEHIRLENMELERINDE ILKYARDIM
1.Zehrin sulanmasi ve emilimin yavaslamasi için hastalara; süt, yumurta aki, nisasta solüsyonlu su içirilir. 2.Kusmasina yardim edilir. 3.Asitle olan zehirlenmelerde, hasta hiçbir zaman kusmaya zorlanmaz. Su ve süt yumurta aki karistirilarak içirilir. 4.Alkali ile olan zehirlenmelerde:1/4 oraninda sirke ile hazirlanmis 500ml. su veya limon suyu içirilir. KANAMALARDA ILK YARDIM NASIL YAPILIR?
1.Kanayan uzuv (kol,bacak vs.) yükseltilir. 2.Yara üzerine temiz gazli bez, mendil veya çamasir parçasi konur ve sikica bastirilir. 3.Kanama durmazsa kanayan yerin 5 cm yukari kismina bandaj uygulanir. BURUN KANAMASINDA ILK YARDIM NASIL YAPILIR?
1.Burnu kanayan kisinin basi hafifçe öne egilir. 2.Hasta burun üzerine basinç yapar. 3.Bu sirada agizdan nefes alip verir ve asla sümkürmez. 4.Burun kanamasinda hastanin basi geriye dogru kaldirilmaz ELEKTRIK ÇARPMALARINDA ILK YARDIM NASIL YAPILIR?
1.Önce ilk yardimci kendi güvenligini saglar. 2.Elektrik akiminin yarali ile temasi kesilir.Bu yapilmadan önce yaraliya dokunulmaz. 3.Kuru tahta parçasi ve lastik gibi elektrik geçirmeyen maddelerle hasta çekilerek veya kablo itilerek akimdan kurtarilir. 4.Solunum durmussa yapay solunuma, kalp durmussa kalp masajina baslanir. 5.Yanik varsa soguk su ile yikanir. KIRIKLARDA ILK YARDIM NASIL YAPILIR?
1.Hasta sarsilmaz ve hareket ettirilmez. 2. Kanama varsa durdurulur. 3. Hasta tasinmadan önce kirik bölgesi hareketsiz hale getirilir. (Bunun için tahta gibi sert cisimler kullanilabilir.) 4.Açik kirik varsa (kirik uçlari görülüyorsa) kirik kemik parçalarina kesinlikle dokunulmaz ve bunlar yerlestirilmeye çalisilmaz.Yara üzerine temiz bir gazli bez kapatilir. YANIKLARDA ILK YARDIM NASIL YAPILIR?
1.Soguk musluk suyu ile agri azaltilir. 2.Hastanin takilari çikartilir. (Daha sonra olusabilecek sisler nedeniyle çikarmak zorlasabilir.) 3.Olusan kabarciklar patlatilmaz. 4.Yanan kisimlarin üzeri temiz gazli bezle kapatilir hiçbir sey sürülmez. 5.Hastanin bilinci yerinde ise bol su içirilir. 6.Yanik yüzeyine dis macunu, salça, yogurt gibi maddeler kesinlikle sürülmemelidir. YARALANMALARDA ILK YARDIM NASIL YAPILIR?
1.Kanama varsa kontrol edilir. 2.Yaranin kirlenmesi önlenir. 3.Varsa kopan parça korunur. (Islak bir gazli beze sarilip bir naylon torbaya konulur,bu torba da içi buz dolu baska bir torbaya konulur.)
| |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/3/2007 - Cilt kesisi
Cilt kesisi GENEL BİLGİLER Tanımlama: Keskin veya pürüzlü bir cisimle cildin kesilmesi Sportif yaralanmalar genellikle sıyrık ve kesilerle oluşur ki, bunlar çürüklere, yaralara ve düzensiz kesilere sebep olur.
Anatomik içerik: Vücudun her kısmı
Bulgu ve Belirtiler: Ciltte bir tip kesi Sportif yaralanmalarda sıklıkla cildin kalkmasıyla acılı ve basamaklı kesiler görülür.
Ağrı Kanama (baş ve alın yarıklarında fazladır) "Şişlik,kızarıklık ve hassasiyet (bazen)
Nedenler: Keskin veya sert objelerle direk darbe gelmesi (oyuncu malzemelerinin keskin ucu ayakkabı, eldiven, kask vs.)
Riski Arttırıcı Nedenler: " Temas sporları "Otomobil, bisiklet, motosiklet yarışları " Pürüzlü oyun sahaları Nasıl önlenir ?
Koruyucu malzemeler kullan , mümkünse sert zeminlerde spor yapma. Araba içinde emniyet kemerini kullan
TIBBİ YAKLAŞIM Planlama: " Doktor tedavisi, yaranın temizlenmesi ve dikiş atılması. Tedaviden sonra kendi kendine bakım. Tanı Yöntemleri: ' Kendi gözlemleriniz Doktorca yapılan fizik muayene ve tıbbi geçmiş ' Kesi civarındaki kemiklerin röntgeni Olası Komplikasyonlar: ' Dikiş altında sıvı toplanması Lokal anesteziklere karşı allerji Enfeksiyon oluşumu. Enfeksiyon varlığında ateş, ağrı ve ödem (sıvı toplanması) olur. Ödem dikişlerin açılmasına neden olabilir.
Yaraizikalması ve bunun verdiği rahatsızlık iyileşme Süresi: Eğer dikişler enfeksiyon kapmazsa kesiler normalde 2 hafta içerisinde iyileşir (ylokaliza-syona göre farklılık gösterebilir.) ' Dikişler 10 gün sonra alınır.
TEDAVi Not: Burada belirtilenler yardımcı öneriler olup, esas olarak doktorunuzun direktiflerini takip ediniz.
İlkYardım: Hızlı kanamalarda : " Yaralanmış bölgeyi bir bezle veya elinizle kapatın.Ambulansı beklerken veya acil ünite giderken 10 dakika kuvvetli bir baskı uygulayın " Eğer baskı kanamayı kontrol edemiyorsa ve kanama bacak veya koldan ise turnike kullanın (hafif) Turnikeyi herhangi bir sargıdan veya benzer metaryalden yapabilirsiniz. Yaranın üstüne, kol veya bacağı çevreleyen turnikeyi sarın ve bağlayın. Yaralı bölümle gazlı bezi arasına sert bir obje yerleştirebilirsiniz. Bu sert objeyi çevirerek kanamayı yavaşlatacak ve durduracaktır. Turnike kullandığınızı mutlaka acil ünite çalışanlarına söyleyiniz.
Turnike 20 dakikadan daha fazla kullanmayınız. ' Aşırı kanama yoksa yara bakımı için; yaralanmış bölgeyi su ve sabunla dikkatlice temizle, genellikle lokal anestezi altında yaralanmış bölge yeniden temizlenecek ve dikiş atılacaktır, (doktor tarafından)
Tedavinin Devamı: " Yarayı bandajla kapalı olarak tut ve 2 gün için orta derecede kompres yap, bu ödemi önler. " Eğer bandaj ıslanırsa çıkar ve antibiyotikli merhem kullan " Dikiş atıldıktan sonra kanama meydana gelirse, 10 dakika gaz bezini bastırarak yara üzerine baskı uygula. " Tetanoz riskini önlemek için, tetanoz to-ksoidi veya antitetanık serum alın. " Temas sporlarında, iyileşme tamamlanıncaya kadar birkaç pedle yaralanmış bölgeyi koruyun.
ilaç: Hafif ağrılar için reçete gerektirmeyen parasetamol alabilirsiniz. Aspirin kullanmayın, kamayı arttırabilir. Doktorunuz antibiyotikler kuwetli ağrı kesiciler reçete edebilir,
Aktvite: Tedaviden sonra normal aktivitelyerinize yavaş yavaş başlayın. Diet: Ekstra protein içeren et, balık, tavuk, süt, yumurta, peynir gibi besinler alın. Aktivite azalmasına bağlı kabızlığı önlemek için lifli ve sıvı besinler tercih edin.
DOKTORUNUZU ARAYIN
Yaralanma varsa
Yarada enfeksiyon işaretleri varsa (ba-grısı, ateş, ağrıda artış, kızarıklık, cerahat) " iyileşen kesiler iz bırakabilir. Siz plastik cerrahiyle bunu yok etmeyi başarabilirsiniz.
AŞİL TENDONU YIRTILMASI NORMAL ANATOMİ
GENEL BİLGİLER ; Tanımlama Aşil tendonu veya onun bağlantısı kas veya kemikdeki sakatlanmadır. Bu üç parça bir ünit oluştururlar. Yırtılmalar bu ünitinin en zayıf bölümünde meydana gelir. Yırtılmalar 3 derecede değerlendirilir. "Hafif (l c derece) Kas ve tendon liflerinde yırtılma olmadan hafif gerginlik mevcuttur. Kuvvet kaybı yoktur. " Orta (2° derece) Kemiğe yapışma yerinde veya kas ve tendon liflerinde yırtık vardır. Güç azalmıştır. ' Şiddetli (3° derece) Kas-tendon veya kemik yapışma yerindeki liflerin kopması. Cerrahi tedavi gereklidir. Kronik yırtılmanın sebebi aşın kullanma ve aşın yüklenmedir. Akut yırtılmanın sebebi ise doğrudan sakatlanan veya aşın gerginliktir. Anatomik İçerik " Aşil tendonu " Aşil tendonuna bağlı kaslar " Topuk kemiği (Kalcaneus) " Sinirler, periost, kan ve lenf damarları içeren yumuşak dokular. " Aşil tendonu etrafındaki şişlik. ' Güç kaybı • Kopma (parmak bastırıldığında çıtırtı sesi veya hissi) sesi ' Röntgende, tendon ve kasda kalsifiklasyon, ' Aşil tendonunu örten kılıfın enflamasyonu
Tendon üzerinde boşluk hissi ' Parmaklar üzerinde yürüyememe. Nedenler: ' Ayak bileğindeki kas tendon grubunun uzun süreli aşın kullanımı ' Engelli koşullar, uzun atlama, yüksek atlama veya kısa mesafeli koşular gibi kısa süreli tam yüklenmeli aktiviteler Riski arttıran nedenler ' Kontakt sporlar 'Koşu ' Uzun atlama, engelli koşu veya sürat koşulan gibi ani startlı olan sporlar. ' Dolaşım azalmasıyla seyreden herhangi bir kalp-damar hastalığı ' Kanama bozukluğuna dair bir hastalık öyküsü ' Ayak büküldüğünde veya azaltıldığında agrı " Baldır kastarında spazm ' Şişmanlık ' Beslenme yetersizliği ' Eski asil tendon sakatlanması ' Zayıf kas yapısı Nasıl Önlenir? Spor branşına uygun kuvvet ve kondisyon programına katılın. " Yarışma ve antrenmanlardan önce ısının " Yarışma ve antrenmanlardan önce bölgeyi bandajlayın. " Uygun koruyucu ayakkabılan tercih edin. TIBBİ YAKLAŞIM Doktor teşhisi " Uygun bandaj, bazı zamanlarda alçı " Rehabilitasyon süresince kendi kendine bakım " Fizik tedavi " Cerrahi müdahale Tan Yöntemi: " Belirtilerin gözlenmesi. ' Öykü ve bir doktor muayenesi ' Kırık olup olmadığını anlamak için o bölgenin röntgen filmi. " ultrasaund. manyetik rezonans görüntüleme Olası Komplikasyonlar: " Aktivitelere erken dönüldüğünde iyileşme süre recinin uzaması Tekrarlayan sakatlanmaları takiben stabil olmayan mayan veya hareketsiz ayak bileği ' Kemiğe yapışma yerinde enflamasyon (peri-ostit) " Sakatlanmanın uzaması İyileşme Süresi Eğer ilk sakatlanmaysa aktivitelere dönmeden önce uygun bakım ve yeterli iyileşme süreci kalıcı bir sakatlanmayı önleyebilir. Kopan bağ veya ten donların iyileşme süreci kemik kırığının iyileşme süreci kadardır. Hafif yırtıklarda =2-10 gün Orta yırtıklarda = l O gün 6 hafta Şiddetli yırtıklarda = 6-10 hafta Tekrarlayan bir sakatlanmaysa yukarıdaki komplikasyonların hepsinin oluşması mümkündür. TEDAVİ Not : Doktorunuzun önerilerini takip edin. Bu bilgiler destek amaçlıdır. İlk Yardım : R.l.C.E. protokolün takip edin. Bu protokol dinlenmebuz, kompresyon ve elevasyondan ibarettir. Tedavinin Devamı:
Eğer splint veya alçı kullanılıyorsa parmaklan serbest bırakın ve arada bir egzersiz yapın. Eğer splint veya alçı kullanılmıyorsa;
Günde 3-4 kez 15 er dakikalık buz masajı yapın
ilk 72 saatten sonra eğer daha iyi hissediyorsanız, buz yerine sıcak tedaviye başlayın. Isıtıcı lam balar, sıcak duş, sıcak merhem, ısıtıcı pamad veya ısıtıcı krem ve merhemler kullanılır.
Mümkünse havuz tedavisi yapınız. "Tedavi sırasında bileğide saracak şekilde elastik bandaj sarın. Ayakkabının topuğunu yüksel tin, Rahatlığı sağlamak ve ödemi azaltmak için sık sık ve hafif masaj yapın. haç: Hafif rahatsızlıklar için, aspirin, parasetamol ve ya ibuprofen kullanabilirsiniz, toka krem ve merhemler kutanın. Doktorunuz suntan reçete edebilir: ' Kuvvetli ağrı kesiciler " Ağrıyı azaltmak için uzun süreli lokal anestezik enjeksiyonu ' Enfeksiyonu düzenlemek için bazen kortizon enjeksiyon Aktivite : Orta ve şiddetli yırtılmalarda en az 72 saat kol tuk değneği kullanın. (Alçı veya splinte daha uzun) Ağrı tamamen geçtikten sonra normal aktivitelere başlayın. DM: Et, balık, tavuk, peynir, süt ve yumurta gibi bol proteinli yiyeceklerle dengeli ve iyi beslenin. Hare-ketsizlikten oluşan kabızlığı önlemek için bol sıvı alın. Rehabilitasyon: Destekleyici bandajlara ihtiyaç kalmadığı za man günlük egzersizlere başlayın.
DOKTORUNUZU ARAYINIZ "Orta ve şiddetli yırtılmalarda veya 10 günden fazla süren hafif yırtılmalarda, " Tedaviye rağmen ağrı ve şişlik gittikçe kötüle-şiyorsa.
Alçıda ağrılar meydana geliyorsa, " Ağrı, sakatlanan bölgenin aşağısında, hissizlik ve üşüme, şişme ' Tırnaklarda mavi veya gri renk oluşumu
Kas Yaralanmaları Ya doğrudan şiddete bağlı (darbe, çarpma; bkz. incinme) yada dolaylı olarak ani güçlü, koordinesiz kas hareketleri ve aşırı zorlanma koşulları nedeniyle oluşurlar. Bunun nedeni kötü hazırlanmış ("soğuk"), önceden yetersiz gerilmiş ya da yorgun bir kas sistemi de olabilir. Kas kopması Kasın aniden aşırı gerilmesiyle, çoğu zaman kas lifi yırtılması ve bölgesel kan birikmesiyle birlikte olur. Tanı Belirgin, basınçla ağrı, kas sertliği, hareket sınırlaması ve yüklenmede ağrı görülür. İlk Yardım Soğuk kompres uygulanır, koruyucu sargı sarılır (elastiki bandaj, Sport-Tape). Yaralı bölgeye masaj yapılmaz! Spor çalışmasına ve yüklenmeye devam etmek için dondurucu sprey kullanılmaz. Tedavinin devamı Yüklenme ağrısına ve işlev azalmasına göre bir kaç gün için spora ara verilir. Daha sonra kendi kendine kas gevşetmealıştırmaları,etkilihareketlerle alıştırma tedavisi, sıcak banyo uygulaması; elektrik tedavisi(Diadinamik, Nemektrodyn); yapılanma antrenmanı uygulanır. Hiçbir tedavi önlemi ağrıya yol açmamalıdır! Kas Yırtılması Büyük ölçüde kas yırtılması ya da kasın tamamen ortadan yırtılması ya da kopması. Tanı Şiddetli, batıcı ağrı, kas krampı, şişlik ya da farklı miktarda kanama (Kas kılıfı içindeki kanamada ağrı artar), işlevin engellenmesi olur; yüklenme kapasitesi yoktur. Birbirinden ayrılan kas uçları arasında çoğu zaman elle hissedilebilir hafif bir çökme görülür. İlk Yardım Soğuk uygulanır (nemli- soğuk pansuman, buz kompresi). Spor yapma yetisini tekrar kazanmak amacıyla dondurucu sprey uygulanmaz. Basınçlı sargı, koruma ve Bk günlerde fazla yüklenilmemelidir. Akut dönemde sıcak kompres uygulanmaz, masaj yapılmaz. Bazı durumlarda cerrahi girişim gerekir. Bu nedenle hareket sınırlamalarında veişlevin aşırı azaldığı durumlarda doktorun tanı vetedavisi kesinlikle gereklidir. Tedavinin devamı 1 ile 3 hafta sonra (kasın yırtılma derecesine göre) germe alıştırmalarıyla birlikte işlevel alıştırma tedavisi ve etkin hareketler (hareket banyoları da) , bundan başka sıcak kompresler, elektrik tedavisi (Nemektrodyn, Diadynamik), masajlar yapılır. Ancak bunlar doğrudan doğruya yaranın olduğu yere değil, sadece etrafına uygulanır. Küçük kas lifi yırtılmaları 2 ile 3 hafta sonra iyileşir. Daha büyükçe kas yırtılmaları için yaralanmanın derecesine ve yerine göre tam bir iyileşme için 6 haftaya kadar bir süre hesaba katılmalıdır. Yaralanma, kasın bütün kuvvetine ve gerilebilirliğine ulaşması, ayrıca kasa ait olan ve de etrafındaki eklemlerin sınırsız eklem hareketliliğine ulaşmaları durumunda iyileşmiş demektir. Yaralı kasa yapılacak çok erken bir yüklenme çoğu zaman kalıcı işlev azalmasına neden olur. Bu nedenle rehabilitasyon evresindeki tedavi önlemlerinin uygulanmasına son derece dikkat edilmelidir. Bağımsız da yapılabilen söz konusu rehabilite edici alıştırma tedavisinin süreci kısaca şu biçimde özetlenebilir: 1. Kuvvet alıştırması olmaksızın yaralı kası germe alıştırmaları; yaralı olmayan karşı tarafa kuvvet alıştırması yapılarak germe hareketleri 2. Yüklenme düzeyi ayarlanmış kuvvet (düşük direnç) alıştırmaları ile izometrik alıştırmalar 3. Ağrısız bölge içinde etkin bir biçimde yapılan hareketler 4. Dinamik ve izoton alıştırmalar 5. Kuvvet makinesiyle izokinetik alıştırmalar 6. Yaralı kaslarıvede gerekli koşullarda antagonist (karşıt) kas işlev gruplarını dikkatlice germe alıştırmaları 7. Koordinatif kas antrenmanı: Nörofizyolojik kışımın giderek arttırılması alıştırmalar fizyoterapist tarafından yaptırılır. 8 Yaralı kışımın yükünün giderek arttırılması 9. Antrenman yüklenmesinin artması- özgül yüklenme antrenmanı 10.Kas gerdirme alıştırmalarının (Stretching) uzunsüreli ve tutarlı biçimde uygulanması. Kas Kılıfının Yırtılması Gergin kaslara doğrudan doğruya bir darbe ya da çarpma sonucunda (kas fasyalarının yırtılması) kılcal damarlarının yırtılmasıyla oluşur. Tanı Basınçla ve hareket ederken ağrı, şişlik, orta derecede kanama, işlev engellenmesi olur. daha sonraki kas gerilmesinde yaralı bölgede elle hissedilebilir bir kabarıklık (Kas fıtığı) görülür. İlk Yardım S-B-Y Önlemleri: Soğuk uygulanır ( buz kompresi, nemli-soğuk kompresler), basınçlı sargı sarılır, yüksekte tutulur ve yükü hafifletilir. Tedavinin Devamı Çoğu zaman cerrahi müdahale gerekir (kas kılıfının dikilmesi). Son olarak 3 hafta yükü hafifletilerek korunur, destekli bandaj, yükü hafifleten işlevsel sargı uygulanır, kas alıştırma programı (kas yırtılmasında olduğu gibi), hareket banyoları uygulanır, yüklenme giderek arttırılır. Ancak kas işlevinda ağrı olmaması ve eklemlerin rahatça hareket ettirilmesi durumunda spor yapılabilir.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/3/2007 - Burun kanaması
Burun kanaması Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarınatıp dilindeepistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde,genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır.
Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolaydurdurulur ve korkulacak bir şey yoktur.Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarınıdurdurmak ise biraz zordur.
Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip,burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdannefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.
TANIM: Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.
Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burun orta bölmesine parmak ucu ile sürmek faydalı olacaktır.
Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir. Günde üç defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan önce sürülmesi yeterlidir.
Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası vardır.
ÖN KANAMALARIN DURDURULMASI
Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız:
Burunun ucundaki yumuşak kısmını başparmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız. Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırın. Beş dakika böyle bekleyiniz. (Saat tutunuz.) Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız yada başınız daha yukarda uzanmanınız önerilir. Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba içine buz doldurarak. )
KANAMA DURDUKTAN SONRA YENİDEN KANAMAYI ÖNLEMEK
Sümkürmemeye dikkat ediniz. Yerden ağır bir şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız. Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya çalışınız.
TEKRAR KANAMA OLURSA
Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz. 3, 4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız. Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız. Doktorunuzu arayınız.
NE ZAMAN DOKTORU ARIYALIM YADA ACİL SERVİSE BASVURALIM?
Eğer kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa;
Eğer kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa.
Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına doğru oluyorsa.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/3/2007 - Adale sorunları
Adale sorunları Adale sorunlarının başında burkulma veya adale yırtılması gelir. Eklemlerdeki bağların ya da çevresindeki dokuların ani ve ters bir hareketle gerilmesine ve bazen yırtılmasına burkulma adı verilir. Burkulma en çok ayak ve el bileği eklemlerinde görülür. Burkulan eklemde önce şiddetli ağrı duyulur, sonra birkaç saat içinde eklem çevresinde şişlik ve kızarıklık oluşur. Burkulan bölgenin soğutulması, bandaja alınması ve 1-2 saat kadar yükseğe kaldırılması gibi basit önlemler şişmeyi engeller. Soğutulan bölgede damarlar büzülünce kan akımı dört kat azalır. Soğutma uygulaması 5-6 dakikadan uzun sürmemelidir. Her uygulama arasında 7-8 dakika beklenmeli ve uygulamanın toplam süresi 24 saati aşmamalıdır. Aksi takdirde bölge soğuktan olumsuz etkilenir. |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/3/2007 - Mantar Zehirlenmesi
Mantar Zehirlenmesi Mantar Zehirlenmesi zehirli mantar bitkilerinin yenmesiyle ortaya çıkan, öldürücü olabilen bir gıda zehirlenmesi. Mantardan zehirlenmenin sebep ve şartları çeşitli olabilir. Öncelikle, bazı kimselerde görülen özel duyarlılık, (midye ve yumurtaya olduğu gibi) mantarlara karşı da tahammülsüzlük yapabilir. Sadece irkiltici özellikteki mantarların, hatta yenebilir olup da bozulmadan ötürü zehirli hale gelen mantarların sebeb olduğu bazı zehirlenme olayları, yanlışlıkla ölüme yol açabilir. Fakat daha çok bu gibi zehirlenmeler, birkaç gün içinde iyileşme ile son bulur.
Zehirli çayır mantarı (Amanita muscarina) ile zehirlenme çok mühimdir. Kuluçka dönemi kısadır. Mide-barsak bozuklukları, ardından sinir bozuklukları başgösterir bunlar irkilme, sarhoşluk, sayıklama, çırpınma, göz bebeğinin genişlemesi gibi belirtilerdir.
Tedavi için; hastanın midesi yıkanır veya kusturulur. Müshil ve lavmanla barsakları boşaltılır, gerekli ilaçlar verilir. Gecikmiş vak'alar genellikle ölümle sonuçlanır.
Mantar zehirlenmelerinden korunmak için, rastgele her mantarı yememeli, mantarları çok iyi tanımalı, mantarlar ve zehirlenmeler konusunda bilgi sahibi olmalıdır. |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/3/2007 - Botulism
Botulism Klinik bulgular : Nöromüsküler blokaja bağlı oluşan nörolojik bulgulardan ibarettir.Ilk tipik belirtiler kafa çiftleriyle (3,4 veya 6 en sık tutulan sinirlerdir) ilgilidir;
- Bulanık görme, fotofobi, pitozis, midriyazis, ağız kuruluğu, ses kısıklığı, disarti, yutma güçlüğü, bulantı, kusma.
- Daha sonra ekstremitelerde simetrik parezi ve paraliziler, konstipasyon, idrar retansiyonu, ileus görülür.
- Hastaların bilinci yerindedir. Başlarını tutamazlar. Ateş yoktur. Ağız mukozası hiperemik, dil kurudur. Deri tendon refleksleri normal, simetrik olarak azalmış veya alınmayabilir. Patolojik refleksler ve pupil reaksiyonu alınmaz. Duyu kaybı yoktur. BOS normaldir.
- Ağır vakalar, solunum kasları felciyle kaybedilir.
Etyoloji : Hastalık, C.botilinum’un (anaerop, sporlu) eksotoksini ile oluşur. En çok ev konserveleri, nadiren de havası alınmış gıdalar nedendir. Yiyeceğin 100° C’de 10 dk. kaynatılması toksini nötralize eder.
Tanı : 12-36 saatlik inkübasyon süresi içinde ev konservesi yeme hikayesi ve aynı gıdayı yiyen başkalarında da benzer belirtilerin olması ve aşağıdaki 5 bulgunun varlığı botulism tanısı koydurur.
1. Nedeni açıklanamayan postural hipotansiyon
2. Dilate, refleksisiz pupiller
3. Progressif solunum zayıflığına eşlik eden dessendan paralizi
4. Mukozalarda kuruluk
5. Ateş bulunmayışı
Ayırıcı tanı : Atropin ve bazı bitki zehirlenmeleri; dilate pupil ve ağız kuruluğuna hallüsinasyonlar ve SSS eksitasyon bulguları eşlik eder. Guillain- Barré sendromunda, kas zayıflığı periferden başlar, assendadır, kafa çiftleri son dönemde tutulur. BOS’ta protein artmıştır. Myasthenia gravis’li hastalar edrophonium (Tensilon)’a çok daha iyi cevap verir. Poliomyelit; ateşlidir, ekstemite tutulumu asimetriktir.
Tedavi : Botilism şüphesi olan hastaya süratle aşağıdaki işlemler uygulanır.
- Trivalan (ABE) botulism antitoksik serumu (Hıfzıssıha Ens’ten temin edilebilir, Tel:312-4355680); heterolog immun globulindir. Alerji kontrolü yapıldıktan sonra (varsa desensitizasyon yap; bir flakon IM, bir flakon IV (prospektüste müsaade edilmiyorsa) 2-4 saatte bir semptomlar düzelene kadar verilir.
-Şüpheli gıdayı yiyen semptomsuz kişilere profilaktik olarak serum önerilmez (%20 oranında hipersensitivite riski vardır.)
- Hasta yoğun bakımda izlenir.Suni solunum ve trakeostomi için hazır olunmalıdır. Iyi destek tedaviyle ağır vakalar bile kurtarılabilir.
- İleus varsa, nazogastrik aspirasyon ve parenteral beslenme yapılır. İleus yoksa, mide yıkanır müshil veya lavman yapılarak GIS’te kalmış olan toksin uzaklaştırılır.
Laboratuar : Tanıda pratik değeri yoktur. Rutin tetkikler fikir vermez. Dışkı, muhtevası ve şüpheli gıdadan toksin tayini ve aneorob kültür yapılır. Hayvan deneyi yapmak daha kolaydır. EMG, rutin olmasada tanıda kullanılabilir.
- Bildirimi zorunludur. |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/3/2007 - Alkol zehirlenmesi
Alkol zehirlenmesi ALKOLLER
Etanol: Etanol, ABD’de ve reçete edildiği bir çok bölgede en çok kullanılan ve de kötüye kullanımı en çok intoksikandır. Bira,tüketilen miktarı gözönüne alındığında en çok tüketilen 4.içecektir.(su,süt,kahve) son senelerde Amerika’da etanol tüketiminin%25’ini oluşturmaktadır. Distile edilmiş içecekler%40-50 etanol volümu içermektedir. Şarabın etanol volümü %2-6’dır.Ayrıca etanol, kolonyanın, ağız gargaralarının ve bazı ilaç preparatlarında da mevcuttur.
Etanol kullanımının medikal, psikiyatrik, sosyal, legal ve halk sağlığı kullanımları acil doktorlarınca iyi bilinmektedir. Acil departmanları intoksike kişiler için uygun bir ortam sağlanmalıdır. Bölgeye bağlı olarak etanol rastgele seçilmiş acil hastalarının %15-40’ının kanında tesbit edilmiştir. Acil hekimleri ve diğer servis uzmanları etanol bağımlılığı olan hastaların %50 ‘sini tesbit edememektedir. Alkolizmin tanısında Michiganalkol tarama testi önemlidir.
Patofizyoloji: Etanol, nöronal aktiviteyi inhibe eden bir sss depresanıdır. Bunu da hücre membranları üzerindeki etkisiyle gerçekleştirilir. Düşük kan konsatrasyonlarında genellikle davranışsalstimülasyon gözlenir. Etanolla benzodiazepinler ve barbtüratlar gibi sedatif hipnotikler arasında crosstolerans gerçekleşebilmektedir. Absorbsiyon özefagus ve ağızdan küçük bir oranda, mide ve kalın bağırsaktan orta oranda temel olarakta ince bağırsağın proksimal kısmında gerçekleşmektedir. Etanol metabolizmasındaki cinse bağlı farklar benzer dozda alındıktan sonra kadınlarda daha yüksek kan etanol seviyesi görülmesini açıklamaktadır. Kadınların etanol için dağılım hacmi(0,6 lt/kg) erkeklere göre (0,7 lt/kg) daha küçüktür ve daha düşük bir ilk geçiş(first pass) metabolizmasına sahiptir.Çünkü kadınların gastrik duvarlarında erkekler göre daha az alkol dehidrogenaz bulunmaktadır.
Alkolün kan konsatrasyonuna bağlı olarak %2-10’u ter, idrar ve akciğerler aracılığıyla atılmaktadır. Kalan kısım ise 2 pathways ile karaciğer ile asetaldehite çevrilmektedir. Hücrede NAD’ı kofaktör olarak kullanan sitozol alkol dehidrogenaz asetaldehid üretir. Bu da daha sonra aldehitdehidrogenaz tarafından metabolize edilir. 2. Pathway ise; klinik olarak kan etanol konsantrasyonlarında önem kazanır ve etanolun tekrozomal alkol oksidayzing sistemidir.
Klinik özellikler : Etanol intoksikasyonunun belirti ve bulguları; konuşma bozukluğu, histagmus, disinhibe davranışlar, sss depresyonu, azaltılmış motor koordinasyon ve kontrol. Etanole bağlı total perferal rezistanda azalma ve volum kaybı sonucunda her zamanki kan basıncında azalma yada hipertasiyon ve reflex taşikardi de gözlenebilir. Hipertansiyon bulunduğunda etanol intoksikasyonu dışındaki sebeplerde gözönüne alınmalıdır. Aakut intoksikasyondaki morbidite ve mortalite sıklıkla motorlu araç çarpışmalarına bağlı kazasal yaralanmalar sonucunda görülür.Buradaki sebep ise etnolün sebep muhakeme ve fiziksel yetenekteki azalmadır.
Toleras sebebiyle intoksikasyon derecesiyle kan alkol seviyesi zayıf bir korelasyon göstermektedir. Alkol alışkanlığı olmayan kişilerde 400-500
Mg/dl konsantrasyonlarda bile respiratuar depresyona bağlı ölüm görülebilirken bazı alkoliklerde 400mg/dl’de kan konsantrasyonu gibi minimul intosikasyosyonlarında görülmesi seyrek değildir. Bir çok yerde motorlu arç kullanmak için belirlene alkol intosikasyon dozu 100 yada 80mg/dl’de kabul edilmesine rağmen, 5mg/dl kadar küçük bir seviyenin bile engelleme yapabileceği gösterilmiştir.
Tedavi:
Akut alkol intoksikasyonunun tedavisi klinik stabilite sağlanana kadar gözlem ve eşlik eden yaralanma ve hastalıklara müdahaleden oluşur. Komplikasyon yaralanmaları veya medikal durumları değerlendirmek için dikkatli bir muayneye yapılmalıdır. Eğer başka bir anomali yoksa, hafif ve orta derecede intoksikasyon için etanol seviyesi gerekli değildir. Ama birçok enstitü etanol, metanol ve isopropranol için kan alkol seviyesi ölçümü önermektedir. Alkol seviye ölçümünün bir avantajında şüphe edilmeyen metanol ve isopropranol intoksikasyonu tespitidir. Her bir alkolün ölçümü spesifiktir ve birbirleriyle çapraz reaksiyon göstermez.Hipoglisemi, hasta başı ölçümüyle ekarte edilmelidir. Etanol aktivive chercoal’a bağlanmaz., yani başka adsorbahle bir madde alınmamışsa, kullanılması gereksizdir. Belirgin bir şekilde intoksikasyona uysa bile şiddetli sss depresyonu olan alkoliklerde tiamin verilmelidir. Nutrisyonel statü genellikle eksik olduğundan IV solusyon folat ve diğer vitaminler eklenir. Hafif ve sito derecede intoksikasyon olan hastalar genellikle IV yol gerektirmez ta ki volum kaybına bağlı klinik bulgular ortaya çıkmadıkça alkoliklerde genellikle glikojen düşük olduğundan IV %5 dextoz ve %9’luk NaCl içermelidir. Dikkatli ve seri gözlem önemlidir. Mental statüdeki bozulmalar etanol dışındaki sebeplere 2° olarak düşürülüyorsa bağımlılığı olmayan hastalar etanolü kandan saatte 15-20mg/dl hızla elimine ederlerken alkoliklerde bu hız saatte 25-35mg/dl’dir. Etanol alımına 2°sss depresyonu olan hastaların çoğunda acil servise başvurudan sonra geçen birkaç saat içinde iyileşme görülür. Ssolunum depresyonu, hipoventilasyon ve eğer şiddetliyse nadiren ileri havayolu müdehalesini gerektiren CO2 retansiyonuyla sonuçlanabi lir.Alkoliklere başka ilaç kullanıp kullanmadıkları da sorulmalıdır. Geçmişte etanolün yerine veya etanolle birlikte metilen ve etilen glikolde kullanılmaktay dı. Bugünse alkoliklerin en sıkı kullandıkları ilaç kokaindir. Bu ilaçların birlikte kullanılmasının çekiciliği koka-etilen gibi kokaine göre kokain rec’lerine 4OX daha fazla affiniteni olan ve dolayısıyla çok daha patent intoksikan olan retobolitlerle ilgilidir. 2 ilacı aynı anda kullanan kişilerde sadece kokain kulla nan kişilere göre ani ölüm hızı 2OX daha fazladır.(Etanol osmolol gap’in en sık sebebidir.)Metanol ve etilen glikolde daha büyük bir anyon gaplı wet.asidoz oluşur.
Atılım(Dispositilen):
Akut etanol intoksikasyonu olan hastalar nadiren sırf bu problemin tedavisi için hastaneye başvururlar.Ancak kanında yüksek düzeyde etanol olmasına rağmen klinik olarak ayık görünen hastalar problemyaratmaktadır.
ISOPROPRANOL:
Isopropranol (isopropil alkol) evlerde temizlikte kullanılır. Endüstride çözücü ve dezenfekte olarak kullanılır. (Antifreeze olarak ) Zehirlenme genellik le oral alımla olurken, az havalanan yerlerde inhalasyon yoluyla olabilir. Esas metaboliti asetandır. Ama metanol ve etilen glikolün metabolitleri gibi göz, böbrek, kardiak ve metabolik foksisiteye sebep olmaz. Isopropranol etanolün sss depresyonunda 2X daha fazla depresyon yapar ve vücutta kalış süresi etanole göre 2-4X daha fazladır. Bu özelliğinde dolayı alkolikler yada intihar teşebbü sünde bulunan kişiler tarafında nadiren kullanılır. Etanolde sonra en çok kullanı lan alkol isopropanoldur.Etanolden daha toxsik ama metanol ve etilen glikolden daha az toksiktir.
Patofifiyoloji: Berrak, uçucu, acı, yakıcı, aromatik kokulu bir likit. Akmdan sonra hızlıca absorbe olur. %80’i ilk 30 dk.’da tamamı ise 2 saat içinde absorbe olur.
Az ve klinik olarak önemsiz bir miktarda tükürük bezleri ve mide tarafından sekrete edilir. Böbrekler absorbe edilen dozun %20-50’sini değişme den atar ama esas metabolizmanın KC’de asetona dönüşümle olur. (Alkol detfaze ile) Aseton®Asetat®Formikasit®CO2 dönüşümü olur. Daha sonra hafif asidoz olabilir. Ancak metanol ve etilen glikolin tersine isopropanol ve metaboltlerine bağlı belirgin asdoz görülmez. Taksisitlerinin en önemli göstergesi katonemi ve katonüridir.(Kan glukoz seviyesi artırımında veya glukozuri olmadan) Bu özelliği, Etilen glikol ve metanolden ayımaya yardım eder. Yarılanma ömrü (etonol yokluğunda) 6-7 saat, asetonun yarılanma ömrü 22-28 saattir. Dolayısıyla uzamış semptomatolojinin sebebi asetonun yarılanma ömrünün uzun olmasıdır. Isopropanolun asetona metabolize oluşunu önlemek için etanol verilmez. %70’lik bir isopropanolun toksik dozu 1 ml/kg, yetişkindeki letol dozu 2-4ml/kg. 0,5ml/kg dozundan bile semtomlar ortaya çıkabilirken, totalde 1lt bile alımında survey rapor edilmiştir.Çocuklar özellikle duyarlıdır.3 defa yutkunmak bir miktarla bile semtomlar ortaya çıkarabilir.
Klinik Bulgular:
Semtomların başlaması 30-60dk. İçinde olur ve birkaç saat içinde pik yapar. Nistagmus genellikle vardır, şiddetli zehirlenme bulguları , erken başlangıçlı koma, solunum depresyonu ve hipotansiyondur. Masif injesyon periferik sd.’a 2°hipotansiyona sebep olur. Ciddi disritanller nadirdir. Gastrik irritasyonun 2°hemorojık gastrit erken dönemde görülür ve isopropanol injesyo nunun çarpıcı bir bulgusudur ve N/V, karın ağrısı ve üst GIS ---------sebep olur. Azalmış glukoneogeneze 2° hipoglisemi görülebilir. Daha az görülen komplikasyonlar; Hepatik disfonles, ATN, myoglobünüri, anemi, rabdonyoliz ve myogotidir. Nefeste temizlikte kullanılan alkollerin kokusu duyulduğunda, glukozüri ve hiperglisemi olmadan görülen ketonüri ve ketonemi ile ilişkili asidoz (ve artmış osmolol gap)varlığında intosikasyonundan şüphelenmelidir. Eğer asidoz varsa hafiftir.
Tedavi:
İntoksikasyonda şüphelendiğinde IV yol açılmalı, kan glukozu bakılmalı ve endi kasyon varsa tiamin ve naloxon verilmelidir. Sss veya solunum depresyonu açısından hasta monitörize edilmelidir. Isopropanol hızlı absorbe olduğundan gastrik lavajın yararı yoktur. Aktif kömür ısopropanolu zayıf bağladığından gerekli değildir.
Ciddi şekilde etkilenmiş hastalarda entübasyon ve solunum desteğine ihtiyaç vardır. Hipotansiyon genellikle IV sıvı yüklenmesine cevap verir. Şiddetli vakalarda pressor madde desteği gerekir. Şiddetli hemorojik gastrit varsa kas transfüzyonu endikedir. Asidoz genellikle hafif olduğundan, önemli bir asidozla karşılaşıldığında buna neden olabilecek diğer nedenler araştırılmalıdır. Örneğin eğer hasta hipotansifselaktik asidoz düşürülmelidir. Hhemodinamik instabiliteye neden olan klasik tedaviye cevap vermeyen hipotansiyonda ve ispropanol seviyesi 400ml/dl olduğu durumlarda hemodiyaliz endikedir. Böylece hem ispropanol hem de aseton elimine edilir. Periton diyalizi daha az etkilidir. Letarjisi veya uzamış sss depresyonu olan hastalar hospitalize edilmelidir. 6-8 saat asemtomatik kalan hastalar taburcu edilebilir, danışma hizmeti sunulmak yada psikiatrik değerlendirme yapılmalıdır.
METANOL:
Odun ispirtosu olarak bilinir. Bboya çıkarıcıların intifreeze içinde bulunur. Odun distilasyonu ile elde edilir. Zehirlenmesi genellikle ya viskiye karışmasıyla kazara ya da bilinçli olarak intihar için kullanılır. Metanol toksisitesi 2 toksik metabulitin oluşmasına dayanır: Formoldehit ve formik asit. Bu noktadan hareketle tedavi strateji leri bu metabulitlerin oluşmasını engellemeye yada onların vücuttan uzaklaştırılmasına dayanır.
Patofizyoloji: Renksiz, farklı kokusu olan uçucu bir likittir. GIS’ten iyi absorbe olur. İngenze edildikten 30-90 dk. Sonra pik seviyeye ulaşır. Toksisite genellikle oral alımdan sonra olmakla birlikte, önemli ölçüde absorbsiyon AC veya deri yoluyla da olabilir. Hafif toksisiteden sonra serum yenilenme ömrü 14-20 saat, şiddetli toksisiteden sonra 24-30 saattir. Alımı takiben en yüksek konsantrasyon böbrek, KC ve GIS’te görülürken, vitrous humar ve optik sinirde de seviyesi yüksektir. Metanolün çoğu (%90-95) KC’den, %22-5’ böbrekten minimul bir kısımda AC’ler yoluyla excrete edilir. Toksisitenin nedeni metanolun KC’de alkoldehidrojenaz------- ile formaldehit ve formik asite dönüşümü dür. Formik asit birikimi klinik semtomların ile ilişkilidir. Burada görülen laktik asidozun nedeni; formik asitin mitokondrial solunumu inhibe edici etkisi ve bunun sonucunda görülen doku hipoksisidir.Retinada formaldehit oluşumu özellikle kör sarhoş diye tanımlanan körlüğe neden olan optik papillit ve retinal ödeme yol açar.
Formik asitin CO2 ve H2O ya yıkılmasında folat bir kofaktör olduğundan folat eksikliği olan alkolikler metanol toksisitesine daha fazla duyarlıdırlar.Toksisiteye neden olan metanol miktarı değişiklik gösterir.%40 lık solusyondan 15ml kadar küçük dozlarda bile ölüm rapor edilmiştir.Ancak 30 ml lik %40lıksolusyon letal doz olarak kabul edilmesine rağmen 500-600 ml injekte edilip yaşayan vakalar rapoa edilmiştir.
Klinik Özellikler :
Toksik metabolitlerine dönüşümü uzun zaman aldığından metanol zehirlenmelerine bağlı semtomlar 12-18 saatden önce ortaya çıkmayabilir.Eğer birlikte etanolde alınmışsa semptomlar daha geç ortaya çıkar.
Kardinal klinik bulgular; SSS depresyonu(etanole benzer şekilde),görme bozukluğu,karın ağrısı,metabolik asidozdur.Hastaneye geldiğinde hasta konfüze ve hatta şiddetli vakalarda koma durumundaolabilir.Başağrısı,vertigo,nöbetlerde görülebilir.Görme bozukluğu insidansı yaklaşık %50dir.Bunlar ; diplopi,bukanık görme,görme keskinliğinin azalması,fotofobi,karlı bir bölgeye bakma gibi tanımlamalar,görme alanında daralma ve körlüktür.Klinisyen nistagmus,fikse ve dilate pupiller,retinal ödem,optik atrofi veya optik diskte hiperemi gibi bulgular saptayabilir.CT de parkinsonizm ile uyumlu sayılabilecek bazal gangliyon enfarktları görülebilir.
Metanol potent bir mukozal irritandır ve hastaların yarıdan çoğunda şiddetli karın ağrısı ,pankreatitte sıkça rapor edilmiştir.Ancak şiddetli alıma rağmen GIS bulguları görülmeyebilir.Hipotansiyon ve bradikardi geç bulgulardır ve kötü prognozu gösterir. Hastanın gidişatı serum metanol konsantrasyonundan çok asidozun şiddeti ile ilişkilidir. Metanol zehirlenmesinin tanısı: hikaye, karekteristik klinik bulgular ve geniş anyon gap met. Asidozun bulunmasıyla konur. Tanının doğrulanması maddenin kanda gösterilmesine dayanmasına rağmen gecikmeye bağlı morbiditeden kaçınmak için uygun klinik tablo ortaya çıktığında tedaviye hemen başlanmalıdır.
Endojen kaynaklardan meydana gelen metanol kons. :0,05ml/dl’dir.Asemptomatik kişilerde pik seviyesi 20ml/dl’nin altındadır. 50ml/dl’nin üzerindeki değerler şiddetli zehirlenmeyi gösterir. SSS semtomları 20mg/dl’nin üzerinde, göz problemleri 50mg/dl’nin üstünde ortaya çıkar. 150-200mg/dl üstündeki değerlerde ise ölüm riski artar. Ayırıcı tanıda etilen glikol DKA, izoniazit salisilatlar Fe laktik asidoz fenformin toksisiteleri ile üremi gibi geniş anyon gap met asidoza neden olan durumlar düşünülmelidir.
Tedavi:
İntoksikasyondan şüphelenildiğinde IV damar yolu açılır, kan glikozu bakılır ve endikasyon varsa tiamin ve naloksan verilir. Tedavide yer alan genel önlemler:
1-Destek tedavi
2-Asidozun düzeltilmesi
3-Toksit metabolitlere dönüşümü azaltmak için fomepizol veya eta nol verilmesi
4-Metanolu elimine etmek için ®DİALİZ
Hasta alımdan hemen sonra gelmedikçe gastrik lavaj faydasızdır. Aktif kömüre zayıf bağlanır, faydasızdır. Gerekirse entübasyon uygulanır. PH’ı normale getirmek için NaHCO3verilmelidir. Çünkü metanolün görme bozukluğu gibi toksik etkileri metabolik asidozun düzeltilmesi ile bir miktar düzelir. Fomepizol başlangıç tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılır, ancak bu konuda fomepizolun etilen glikol intaksikasyonunda kullanılması kadar tecrübe yoktur.
Bir alkol dehidrogenazinhibitörü olan fomepizol toksik metobolit oluşumunu önler fomepizol etanolün aksine SSS depresyonu yapmaz. Çoğu otorite erişkin metamol toksitesinde fomepizolü etanol yerine önermektedir.
Ancak fomepizol kullanımı dializ endikasyonunu değiştirmez. Bazı klinisyenler ise etanolü tedavide tercih etmektedirler Çocuklarda fomepizol kullanım ile ilgili yeterli veri yoktur. Fomepizol 15mg/kg’a yükleme dozunu takiben her 12 saatte bir 10mg/kg’lık 4 dozda verilir. Her doz 30dk. Süreyle IV yavaş infüzyonla verilir. Fomepizol dializle atılacağından dialize giren hastalar da doz sıklığı arttırılmalıdır.
Etanol metanol intoksikasyonunda başlangıç tedavisinde klasik olarak kullanılır. Alkol dehidrogenaza 10-20 kat daha fazla affinitesi vardır ve bunu kompetatif olarak inhibe eder. Toksik metabolit oluşumunu tamamen inhibe etmek için 100-150mg/dl’lik etanol seviyesi sağlanmalıdır. 100mg/dl’nin altındaki düzeylerde etkinlik düşüktür ve tosisite artar. Etanol IV , oral veya NG tüp yoluyla verilebilir. Ancak IV yol tercih edilir. IV yolun komplikasyonu yüzeyel tromboflebite neden olur. IV solusyon %5 dextroz içinde %10 etanol içermelidir.Oral dozda %20 yada 30luk konsantrasyon kullanılır.100-150 mg/dl etanol seviyesini sağlamak için IV yolla veya ağızdan 0,6-0,8gr/kg yükleme dozu ve saatte yaklaşık 0,11gr/kg lık idame dozu verilmelidir.eğer tavsiye edilen %5 dextroz içinde %10luk etanol kullanılırsa yükleme dozu 10mg/kg ve idame dozu saatte 1,6mg/kg olur.Eğer hasta etanol bağımlısı ise (yani artmış hepatik eliminasyon )idame infüzyonu 15gr/kgdan başlamalı.
Etanol verilmesi metanol seviyesi sıfıra gelinceye kadar devam ettirilmelidir.Eğer diyalize başlamışsa etanol diyaliz edilen bir madde olduğundan etanol idame dozu daha yüksek olmalıdır.(0,24gr/kg/st)
Etanol verilmesiyle hipoglisemi ortaya çıkarsa kan glikoz seviyesi takibi yapılmalıdır.
Visual ve SSS disfonks. Bulguları görüldüğünde 25 mg /dl metanol seviyelerinde ,metanol seviyesine bakılmaksızın şiddetli met.asidoz varlığında ve 30ml üzerinde metanol alımında dializ yapılmalıdır. Hemodializ periton dializinden daha etkilidir.Dializ hem maddeyi hem toksik metabolitleri elimine eder.Fomepizol tedavisi alan hastalarda dializ endikasyonları değişmez. Folat metabolizmasında kofaktör olduğundan folat eksikliği olanlarda folat verilir.Bü tün hastalara birkaç gün boyunca IV 50mg/kg folat verilmesi önerilir
ETİLEN GLİKOL:(EG)
EG toksisitesi formaldehit ve formik asit metabolitleri oluşturan bağlardır.Tedavide formaldehit formik asit metabolitleri vücuttan uzaklaştırılır yada dönüşüm azaltılır.
Patofizyoloji: EG renksiz, kokusuz,tatlı bir maddedir.Suda oldukça iyi çözünür.Oral alımda hızlı absorbe olur.AC ve deri absorbsiyonu iyi değildir.Alıcı takiben 1-4 saatte kanda pik yapar.Plazma yarılanma ömrü 3-5 saat olan EG KC ve böbrekte toksit metaboliklerine dönüşür; aldehidler , glikolat, oksalat ve laktat. Sonuçta AC’ler, böbrek ve kalpde toksisiteye neden olur. Bunlar metabolik asidoza neden olur.
Pridoksal fosfat ve tiamin toksik metabolitlerin nontoksik metabolitlere dönüşümünü sağladığından bunların eksikliği toksisiteyi arttırır. Glikolik asit metabolik asidoz yapabilir. Hastaların yaklaşık %50’sinde idrarda oksalat kristalleri görülür. Potansiyel letal doz 2 ml/kg’dır.
Klinik:
EG zehirlenmesi genellikle 3 farklı klinik fazla kendini gösterir. Toksisitenin şiddeti ve ilerlemesi alınan miktara bağlıdır. Başlangıç fazı alımdan 1-12 saat içerisinde SSS depresyonu ile karakterizedir. Hastaların nefesinde etanol kokusu olmaksızın konuşma bozukluğu ve ataksi görülebilir. Başlangıç fazında halüsinasyon, koma, nöbet ve ölüm görülebilir. Bu santral sinir sistemi bulguları pik glikolaldehit üretimi ile ilişkilidir. Nistagmus ve oftalmopleji gözlenmesine rağmen optik fundus genellikle normaldir. Lomber Ponksiyonda BOS basıncı ve proteini artmıştır ve birkaç PMNL görülebilir.
2. Faz®Kordiyopulmuner faz alımdan 12-24 saat sonra görülür taşikardi HT ve tak**** en sık semptomlardır. Ayrıca KKY,ARDS, Kardiyomegali ve dolaşım kollapsi görülür.
3.Faz®Nefrotoksisite alımdan 24-72 saat sonra görülür flank ağrısı ve kostovertebral açı hassasiyeti oligürik renal yetmezlik ve ATN görülür. Anüri olabilir. Uygun tedavi yapılırsa renal hasar geri döndürülebilir. Nefrotoksi site aldehid metabolitleri ve oksalik asitten kaynaklanır. İdrarın mikroskobik değerlendirilmesinde 1)Dihidrat form
2)Monohidrat form şeklinde Ca oksalat kristalleri görülür.
Ca’nın Ca oksalat şeklinde presipite olmasına sekonder hipokalsemi gelişebilir.Hipokalsemide tetani ve QT uzaması oluşabilir.
EG intoksikasyonu;1)Nefeste etanol kokusu olmaması
2) Geniş anyon gap met. Asidoz varlığı ,
3) Ca oksalat kristalürisi durumlarında düşünülür.
Tanı kan seviyesi bakılmasıyla konur. 20mg/dl üzerinde toksisite riski yüksektir. Fatalite aralığı 98-775mg/dl arasında rapor edilmiştir. Ca oksalat kristalürisi şiddetli intoksikasyonu düşündürür.
Tedavi:
Metanol intoksikasyonunun tedavisine benzer. Hipokalsemi durumunda %10’luk 10ml Ca glukonat IV verilir. Pridoksin veya tiamin IV verilir. Hipomagnazemi durumunda Mg verilir. Şiddetli asidoz sebebi bilinemiyosa laktik asidoz belirlenmelidir. Fomepizol kullanılır. Fomepizolün baş ağrısı ve bulantı gibi yan etkisi vardır. Eğer fomepizol yoksa etanol şüphe duyulan vakalarda hemen verilmelidir. Şiddetli metabolik asidoz,anüri klinik, serum EG düzeyinin 20-25ml/dl üzerinde olması dializ endikasyonlarıdır. |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|